Dolar 17,9665
Euro 18,2057
Altın 1.025,70
BİST 2.881,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Açık
İstanbul
31°C
Açık
Çar 32°C
Per 29°C
Cum 31°C
Cts 30°C

İyilikten ve müminden anlaşılan

A+
A-
Temmuz 19, 2022 9:27 pm
102
ABONE OL

Bu konuya Bakara suresi 177. Ayetin meali ve tefsiri ile başlamak istiyorum.

Bakara suresi 177. Ayet: İyilik, yüzlerinizi doğuya ya da batıya çevirmeniz değildir. İyilik, ancak bir kimsenin Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman etmesi; sevdiği malından akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolculara, dilencilere ve köle azat etmeye seve seve harcaması; namazı ikame edip zekâtı vermesi, söz verdiklerinde sözlerini eksiksiz olarak yerine getirmesi; zor ve sıkıntılı günlerinde, özellikle de musibet anında sabretmesidir. İşte, doğru söyleyenler ve Allah’a karşı gelmekten titizlikle sakınan gerçek müminler (muttakiler) bunlardır.

Bu surede Allah, bir müminde olması gerekenleri anlatmaktadır. Mümin özetle: İyilik sahibi, imanlı, yardımsever, ibadetlerini yerine getiren, zekatını veren, sözünde duran, zorlukta sabreden, doğru söyleyen, Allah’ın emir ve yasaklarına titizlikle uyan Müslümanların; gerçek müminler oldukları ifade edilmektedir.

“İyilik, yüzlerinizi doğuya ya da batıya çevirmeniz değildir’’ derken kast edilen gerçek iyiliktir. Ayetin indiği dönemde Kıblenin, Kudüs’ten diğer adıyla Beytü’l- Makdis’den Mekke’de Beytullah’a/ Kabe’ye çevrilmesine Yahudilerin itirazı, bu iyilik değil kötülüktür demeleri, öfke ve hırçınlık göstermeleri üzerine bu ayet inmiştir. İyiliğin kıblenin yönünde aranmaması gerektiği vurgulanmış, Yahudilere de dolaylı anlatım yapılmıştır.

Ayrıca bu yüz çevirmede anlaşılan, Allah ile kul ilişkisinde; namaz ve diğer ibadetlerin şeklinden çok özünde olunması gerektiği, yönelmenin Kâbe veya Kudüs olmasının ötesinde Allah rızasını gözetmenin önemli olduğu vurgulanmaktadır. Önemli olan Müslümanın zikir ve tazimde kulluk bilinci içinde Allah’ın huzurunda ve divanında olduğunu bilmesidir.

Yine bu duruşta bilgi, bilinç, istek olmalıdır. Allah sevgisi, saygısı, korkusu insanın bütün duyularını kaplamalıdır. Kişide, Allah’tan başkasının İlah olmadığını, tapıncak tek varlığın Allah olduğunu bilerek, O’ndan gelen her şeyi kabul ettiği, O’na hiçbir şeyi ortak koşmadığı itirafı vardır.

Hakiki dindarlık, bu şuur çerçevesinde iman ve takva ile samimi olarak yaşanılanlardır.

Gerçek iyiliğin ihtiyaç sahiplerine ihtiyacını, karşılık beklemeden seve seve verebilmek olduğu özellikle belirtilmiştir.

Allah birçok ayetine yapılan az iyiliğin karşılığının çok olacağını bildirerek, müminin en önemli özelliğinin iyilik yapma olduğunu defalarca tekrarlamıştır.

Enam suresi 160. ayet: Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misli ile cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.

Bakara suresi 261. ayet: Mallarını Allah yolunda sarf edenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dileyene kat kat verir. Allah’ın lütfu geniştir.

Yukarıdaki ayetlerden de anlaşıldığı gibi Allah, kul iyilik yaptığında adaletle değil, mağfiretiyle rahmetiyle muamele etmektedir. İyilik karşısında adaletiyle hükmetseydi, bire bir verirdi. Halbuki iyilik yapanlara, mallarını Allah yolunda sarf edenlere, en az on olmak üzere yedi yüz misli sevap vereceğini müjdelemesi adalet değil, lütuftur. Yine adaletiyle muamele etseydi, O’nun verdiği nimetler karşısında sevap hanemize hiçbir şey yazılmazdı. İnsanoğlunun yaptığı hiçbir hayır, O’nun verdiği nimetlerin karşılığı olamaz.

İşlenen suça karşı sadece bir günahın takdir edilmesi de ayrı bir lütuftur.

Allah’ın insanlara verdiği hayat, sağlık, diğer maddi imkanlar karşılığı istenilen yalnız şükürdür. Minnet ve şükür kulluk borcudur. Bakara/177 de bu borcu, namaz kılıp zekatlarımızı vererek, iyilik yaparak, emanete sahip çıkarak, verilen sözlerde durarak, zorluklar karşısında sabrederek yerine getirmemizi ve gerçek mümin olmamızı öğütlemektedir. Mümin olmamızın karşılığında bu dünyada iyilik, var olduğuna inandığımız ahiret hayatında cenneti vadetmektedir.

Yine Maide/2.ayette: ……. Birilerine beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

Görüldüğü gibi Allah, her durumda iyiliği emretmekte, kin besleyenlere, haddi aşanlara, Sakın ha! diye ikaz etmektedir.

Mümin hangi durumda olursa olsun, Allah’ın onunla beraber olduğunu bilendir. O’ndan hiçbir zaman ümidini kesmez. Allah’tan ümidini kesen -Allah korusun- dinden çıkar, küfre girer. Müslüman teslim olandır ama, bu teslimiyet sorgulamadan yapılan teslimiyet değildir.

Allah, Kur’an’ın her sayfasında, düşünmüyor musunuz? görmüyor musunuz? akletmiyor musunuz? gibi soruları sormaktadır. Bu sorular, sorgulamanın önemli olduğu gerçeği ile müminlere ikazdır. Müminlere sürü olmayın, sorgulayın ki doğruya gerçeğe ulaşırsınız tembihi vardır.

Ne mutlu sorgulayan müminlere.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.