Dolar 17,0138
Euro 17,5217
Altın 968,63
BİST 2.371,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 26°C
Az Bulutlu
Giresun
26°C
Az Bulutlu
Per 27°C
Cum 28°C
Cts 25°C
Paz 23°C

Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyalı Gazi Milis Yarbay Osman Ağa

A+
A-
20 Mayıs 2022 00:54
74
ABONE OL

“OSMAN AĞA ALİ ŞÜKRÜ BEY’İ ÖLDÜRMEMİŞTİR.”

[MHP Genel Başkanı Sn.Devlet Bahçeli’nin geçen hafta TBMM’de yapmış olduğu konuşma ile “Osman Ağa’nın” itibarı konusu gündeme gelmiş olduğundan gerçeğin yazılması ve yanlışın düzeltilmesi gerekmiştir. Bu makale bu nedenle kaleme alınmıştır.]
Osman Ağa, hiçbir zaman “Türk’ün bünyesinde yapılmak istenen tahribata” izin vermedi. Bu nedenle de, “hakkında hiçbir delil, en ufak bir emare” bile olmadığı halde, hiç ilgisi olmadığı bir cinayetle suçlanmıştır. Bununla da yetinilmeyip vahşice İsmail Hakkı Tekçe tarafından, yanında bulunan “Milli Mücadele Kahramanı” 27 Giresun Uşağı ile birlikte 2 Nisan 1923 günü şehit edildi.
İsmail Hakkı Tekçe’nin emri ile şehit edilen Giresunlu gönüllülerin hepsi Mustafa Kemal’i koruyan muhafız Birliği’nin “gönüllü” neferleriydiler.
Mondros Mütarekesi sonrasında “ne olacağı, ne yapılacağı” konusunda Herkes şaşkınlık içindeyken, “Öncü Milli Mücadele” örgütlenmesini “çoban ateşi” misali örgütleyerek gerçekleştirenler, 2 Nisan 1923 günü “birden” işlemedikleri bir cinayetin sorumlusu yapıldılar.
Mustafa Kemal’e ve bu ülkeye bağlılıktan başka hiçbir suçları yoktu. Cepheden cepheye mücadele ederek, ömürlerinin son dört yılını “ülkenin birliği, dirliği ve mutluluğu” için geçirmişler; çocuklarına, torunlarına “bu kutsal” mirası bırakmışlardı.
Sonunda bir gün, birileri Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey’i 27 Mart 1923 yatsıya doğru Osman Ağa’nın Ankara’da itfaiye meydanında bulunan evinden çıktıktan sonra alıp götürdü.
Aradan tam beş gün geçtikten sonra, ayaz bir Ankara akşamına doğru, 1923 yılının 1 Nisan’ında, Saat 15.30 civarında, Dikmen Deresi’nin tam doğduğu yerde, birilerinin telle ya da iple boğarak katlettiği Ali Şükrü Bey’in cesedi bulundu. Tıpkı bir “1 Nisan” şakası gibi.
Sonra da merhumun cesedini Mühye Köyü camisine getirip, incelediler. Naaş incelendiğinde, “başının sağ tarafında 8 cm. boyunda bıçak yarası, sol elinde hasır parçası, cebinde parası, üzerinde bulunan paltosunda kahve lekeleri, boğazında da ip ya da tel izi” vardı.
1 Nisan 1923, akşama bir saat kala eldeki bilgiler bundan ibaretti. Mustafa Kemal’e ise “Ali şükrü Bey cinayetinin içinde olana yanlış bilgi vermişler ve ‘Osman Ağa’nın teslim olmadığı’ yalanını söyleyerek, ‘askeri hareket yapılması gerektiğini’ belirtip, “gerekli tahkikat yapılmadan” Osman Ağa ve Giresun uşaklarının “katil” olduğuna hükmetmişler, buna Atatürk ve çevresini de “uydurma” gerekçelerle inandırıp askeri harekât başlatmışlardı. Ankara’nın Gaziosmanpaşa semtinde Papazın Bağı denilen ikametgâhları, içten dışa doğru İsmail Hakkı Tekçe komutasındaki Merkez Alayı, Jandarma Taburu, İstihkâm Taburu ve İtfaiye Taburu tarafından kuşatılmıştı.
Nedeni ise, “Ali Şükrü Bey’in elinin içinde bulunan hasır parçalarının Osman Ağa’nın itfaiye meydanındaki evinde parçalanmış haldeki sandalyeye ait olduğu ve evin salonunda yerde kahve lekesi bulunduğu” kanaatiydi.
Peki tarih ne? 1 Nisan 1923 akşamüzeri, gece başlamak üzere. Peki, Ali Şükrü Bey ne zaman öldürüldü ya da kayboldu? 1923’ün 27 Mart akşamından sonra, Osman Ağa’nın evinden çıktıktan sonra.
Osman Ağa bu evde, 27 Mart 1923’ten sonra kaldı mı? “Evet kaldı. Hem de, Ali Şükrü Bey’in ortadan kaybolduğu 27 Mart 1923 tarihinden sonraki, 28, 29, 30 ve 31 Mart 1923 günlerinde tam dört gün boyunca bu evde kaldı. 1 Nisan 1923 günü sabahı, Çankaya’da bulunan Papazın Köşkü denilen ikinci evine gitti.”
Bir insan dört gün kaldığı evini temizlemez mi? Dört gün cinayet işlenmiş bir evin salonunun döşemesinde kahve lekesi olur mu? Kırık sandalye ve sandalyenin parçalanmış hasırları kalınan evin salonunda orta yerde bırakılır mı?
Hadi bırakıldı diyelim, Ali Şükrü Bey’in başının sağ tarafında 8 cm. boyundaki bıçak yarasını nasıl açıklayacağız? Salon döşemesinde ve otopsi raporuna göre Ali Şükrü Bey’in üzerinde bulunan elbiselerinde ve paltosunda kan lekeleri yok.
Başında bulunan 8 cm. bıçak yarasından çıkan kan ne oldu? Paltosunda ve evinde kan izinin olmamasını nasıl açıklayacağız?
“Tahmini bilgilerle suç Osman Ağa’nın üzerine atılmıştı. Mustafa Kemal Paşa, muhafızı Osman Ağa’ya Ankara Merkez Kumandanlarından Rauf Bey ve Başyaveri Salih Bozok Bey’i gönderip, “cinayeti kendisinin işleyip işlemediğini söylemesini” istemişti. Osman Ağa, “kesin olarak bu cinayeti kendisinin işlemediğini böyle bir işi kesinlikle yapamayacağını ve yapmadığını” söylemişti.”
Mustafa Kaptan’ın göz altına alınmasından sonra, Osman Ağa’nın evine gidip araştırma yapmak isteyen zabıtaya, Osman Ağa nezaketle müsaade etmişti. Evde hiçbir şey bulunamamıştı.
“Ankara Merkez Kumandanı Rusuhi Bey, Osman Ağayı takip için bir müfreze gönderdiğini, fakat Ali Şükrü Bey cinayeti ile Ağa’nın ilgisinin kesin olmadığını, fakat şüphe uyandırdığını beyan etmiştir.”
Açıklayamayız. Çünkü cinayeti Osman Ağa işlemedi ki… Cinayeti İsmail Hakkı Tekçe ve has adamları işlediler ve suçu Osman Ağa ve Giresun Uşağı’nın üzerine yıktılar.
Olay açığa çıkmasın diye de önce, silahları alınan 11 Giresun uşağını bir kulübeye kapattılar. Sonra da ağır makineli tüfeklerle kulübeyi tarayıp hepsini “vahşice” katlettiler. Bu kararı tek başına alarak “ateş emrini veren” ise İsmail Hakkı Tekçe’ydi.
Sonra da diğer Giresun uşaklarını suçsuz olduklarını bildikleri halde katlettiler. Katledilmek suretiyle şehit edilen Giresunlu gönüllü muhafız sayısı 27’ydi. Ve sonunda, yaralı olarak teslim olan ve sedye ile götürülen Osman Ağa, son defa “can yoldaşı Uşaklara “can havliyle” şu sözleri söyledi;
“-Uşaklar, ben bu yaradan ölmem. Ölsem de ne çıkar. Yeter ki, vatan selamete çıksın!”
Osman Ağa’nın yaralı olarak götürüldüğü sedye gözden kayboldu. Hastaneye götürüleceği zannedilen Osman Ağa’nın başına İsmail Hakkı Tekçe tarafından bir kurşun sıkılarak 2 Nisan 1923 günü “şehit” edildi. Kurşun sıkarak hıncını alamayan İsmail Hakkı Tekçe, Osman Ağa’nın başını gövdesinden keserek vücudundan ayırdıktan sonra, olduğu yerde, Çankaya Köşkü Bahçesinde toprağa gömdürdü.
Osman Ağa ile birlikte katledilerek “şehit” edilen 28 Giresun Gönüllü Uşağı’nın her birisi, istisnasız birer kahramandı.
Onlar, Sarıkamış/Kafkas Cephesi’ne iki gönüllü alay ve iki jandarma taburu ile katılan babaları, kardeşleri ve dedeleri gibi birer kahramandı…
Onlar ülkelerinin kurtuluşu için “Milli Mücadele bayrağını” Anadolu’da ilk göndere çeken yiğitlerdi…
Osman Ağa hakkında TBMM’de alına siyasi karara rağmen Kasım 1920’den 2 Nisan 1923’e kadar yanın korumalığını yapan Giresunlu Muhafız Birliği’nin komutanı olan Gazi Milis Yarbay Osman Ağa hakkında verilmiş bir mahkeme kararı yoktur. Ayrıca, başta Osman Ağa’nın yokluğunda Giresunlu Muhafız Birliği’ne komutanlık yapan Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan, Gıcıroğlu Muharrem Çavuş ve arkadaşlarının yargılaması “beraat” ile neticelenmiş ve mahkeme Osman Ağa başta olmak üzere Ali Şükrü Bey cinayetinde Giresunlu muhafızların aleyhine tek bir delil bulamadığından “beraat” kararı vermiş ve tutuklu Giresunlu muhafızlar tahliye edilmiştir.

Osman Ağa aleyhine bir karar verilmediği gibi, şehit edilişinden iki yıl sonra TBMM Kararıyla kendisine Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir.
Ayrıca, Atatürk’ün emriyle 1925’de Giresun Kalesi’nde Kurban Baba kabristanında bulunan naaşı alınarak yaptırılan anıt mezara nakledilerek, Milli Mücadele döneminde İzmit’te anıt mezar yaptırılan Yahya Kaptan’dan sonra ikinci Milli Mücadele kahramanıdır.
Dolayısıyla “Osman Ağa” bizzat Atatürk tarafından “taltif” edilerek, itibarı Giresun Kalesi’nde yaptırılan anıt mezarı ile zirveye ulaştırılan Milli Mücadele Komutanı ve Kuvayı Milliye mensubudur. Bu nedenle “iade-i itibar” konusu genel yanlış bilgilendirmelerden ve nakil anlatımlardan kaynaklanmaktadır.
Ayrıca Osman Ağa’nın adı Giresun’da bir caddeye ve meydana verilerek yaşatılmaktadır.
Kar, izleri örtmesin!..
Evvel gidenlere selam olsun.

***

“Giresun’da, Batı Anadolu’da Yunanlılara tuz, ekmek ve ak teslim bayrağı götüren eşrafın tersine, direnme gücünün başına hep Giresun eşraf ve zenginleri geçti. Müdafaa-i Hukuk Derneğinin Başkanı olarak da Osman Ağa seçildi.”
Hasan İzzettin Dinamo

“Şahsi nefret zamanı değil, memleketi kurtarmak zamanıdır. Memleketimizi, milletimizi kurtaralım sonra şahısların hesabını görürüz.”
Hüseyin Avni Alparslan, 11 Aralık 1920

“Ey din kardeşlerim, muhterem arkadaşlar. İçimizdeki Pontus’çuları temizledik. Ermenilere terk-i silah ettirdik. Başta büyük düşmanlarımız var. Yunan ordusu da yurdumuza saldırdı. Kardeş kavgasını bırakalım. Bir din kardeşi olarak birleşelim. Yunan ordusunu yurdumuzdan atalım. Davamızın peşi çok büyüktür. Vatanımızı bu felaketten kurtaralım.”
Gazi Topal Osman Ağa, 16 Mart 1921

“Benim bu günkü gayem Türkleri imha siyaseti takip eden Yunanlılarla, onlara iltihak eden yerli Rum çetelerinin imha ve tenkilidir.”
Gazi Topal Osman Ağa-Şubat 1921

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.