Dolar 18,4191
Euro 17,8508
Altın 973,15
BİST 3.281,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Açık
İstanbul
24°C
Açık
Paz 25°C
Pts 27°C
Sal 25°C
Çar 25°C

Bozalioğlu, MHP’den istifa etti

MHP Belediye Meclis Üyesi Gökhan Bozalioğlu kendisini istifaya götüren süreci anlattı.

Bozalioğlu, MHP’den istifa etti
A+
A-
Ağustos 16, 2022 6:56 am
116

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Giresun Belediye Meclis Üyesi Gökhan Bozalioğlu partisinden istifa ettiğini açıkladı. MHP eski Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi İsmail Bozalioğlu’nun oğlu olan Gökhan Bozalioğlu, yazılı bir açıklama yaparak istifasının detaylarını açıkladı.

Bozalioğlu şunlara yer verdi;

“42 yıllık yaşamımın 25 yılına yakınını Milliyetçi Hareket Partisinin ve Ülkü Ocaklarının birçok kollarında siyasi yaşamımı sürdürdüm. Bu görevleri sıralar isek; 1994-1998 Giresun Ülkü Ocakları, 1999-2003 Erzurum Ülkü Ocakları, 2003-2006 Trabzon Ülkü Ocakları, 2006-2010 Giresun Ülkü Ocakları, 2014-2019 MHP Giresun Belediye Meclis Üyeliği (40 yıl sonra ilk kez) (5 yıl Grup Başkanvekilliği), 2014-2019 MHP Adına Meclis Komisyon Üyelikleri, 2019-2022 MHP Giresun Belediye Meclis Üyeliği Cumhur İttifakı (2 yıl Grup Başkanvekilliği), 2019-2022 MHP Adına Meclis Komisyon Üyelikleri olarak özetleyebiliriz.

Bu manada görev aldığım önceki dönem parti ve ocak yönetimlerinden her defasında takdir belgeleri alarak yakamda bir onur madalyası olarak bu belgeleri taşıdım. Yaşadığım şehirde 8 yıllık meclis üyeliğim görev süremde dik duruşum, korkusuz söylemlerim, hak arayışlarım, doğru bildiklerimi her ortamda dile getirmem herkes tarafından da takdir edilmiştir. Herkes, zamanında parti parti, kapı kapı gezerken, rüzgar gülü gibi bir oraya bir buraya savrulurken, iki kişi kalmak pahasına tek başıma verdiğim mücadele de Giresun’da ki tüm siyasetçiler ve dostlarımız tarafından da bilinmektedir. Sanmasınlar ki parti içinde şahsıma yöneltilen disiplinsizlik ve aykırılık gibi altı boş yalan ve iftiraları dikkate alıp cevap vereceğim. Çünkü bu insanları muhatap almak benim için züldür. Yalnız aykırı olmak, elde tutulamamak, doğruyu korkusuzca her ortamda dile getirmek her babayiğidin harcı da değildir. Ama !, gerektiği zamanda, hadsizlere haddini bildirmek, kırk yetime kaftan giydirmekten de üstündür.

Eğilmeden, bükülmeden, gel gitlerimiz olmadan, trenden inmeden, rüzgar gülü gibi dönmeden, kabın şekline göre değil, kaba şekil veren duruşumuzla yaptığımız siyaset görülüyor ki birilerinin canını çok acıtmış, yalanları ortaya çıkmıştır. Nasıl başlar İstiklal Marşımız; “KORKMA”… evet korkmadık; hırsıza hırsız demekten, arsıza arsız demekten, yolsuza yolsuz demekten hiç korkmadık.

Siyaset yapıp bir yerlere gelmeyip, bir yerlere gelip siyaset yapan biri olarak, birilerinin ipliğini pazara çıkarmanın keyfini yaşamakla beraber, hak bildiğim yolda yürümenin de gururunu yaşamaktayım. Dava adamla olur, siyaset ise kişiyle olur. Ama gel gör ki şuan siyaset yaptığını sanan bazı zatlar için koltuk nefes almak için bir argüman olmuştur. Dava zırhının, ülkücülük gömleğinin arkasına saklanarak bu günlere ancak gelebilen bu zatlar, ne davaya bir şey katmıştır, ne de ülkücülük anlamında tek kelime anlamıştır. Mesleğin ne diye sorduğumda ülkücüyüm diyebilecek kadar bu ulvi davayı meslek hâline getirmeyi söylemekten kaçınmayan insanlarla bir arpa boyu yol alınamamaktadır. Bu koltuklar birilerinin gelişimini tamamlayabilme alanı olmamakla birlikte, Aziz Milletimizin de, bu kişilerin gelişim tamamlama sürecini bekleyecek zamanı da yoktur.

Ne diyor Başbuğ Alparslan Türkeş “beceriksizlikle ihanet arasında kıldan ince bir çizgi vardır, beceremediğin halde makam mevki işgal etmek en büyük ihanettir…” Bizim yerimiz beceriksizlerin arası değil, Kafdağlarının arkasıdır. Ülkücü ülkücünün arkasında dağ gibi durandır değil, arkasından iş çevirmeyendir. Birileri yeri geldiğinde oyun alanlarında dik duruştan bahsediyor, işte onların dik duruşu omurgalarından değil, boğazlarına kadar pisliğe battıklarındandır. Gelene ağam, gidene paşam hayatları, yani bize göre değil bu işler.

Birçok akademik anlamda makaleler yazmış ve seminerler vermiş biri olarak, teknik anlamda inşaat yüksek mühendisi olmamın yanında şehir ve bölge planlama ana bilim dalında tezli yüksek lisans yaparak birçok mecliste plan notları işletmem, önergeler vermem ve komisyonlar kurulmasına vesile olmam hiçbir zaman tesadüf değil, çalışmalarımızın bir sonucudur. Ama siyaset içinde ki seviye maalesef son zamanlarda alt seviyelerde olup, bizimle görüşme sağlamak ve iş alabilmek için araya beş kişi sokan insanlar, yolda gördüğünde abi abi diyerek arkamızdan koşan ve sayemizde bir yerlere gelen kişileri görüyorum ki şimdi bizi bir yerlere sıkıştırmaya çalışmaktadırlar.

Daha düne kadar Genel Başkan Devlet Bey’e her türlü hakareti yapan insanlar, partiyi kapatmak için her türlü takla peşinde koşan kişiler, genel başkanın karikatürlerini yaparak istifa et seninle siyaset yapılmaz diyen zatlar, hedeflerine ulaşamayınca bu seferde sustular, sindiler, pustular, dengeleri koruyalım dediler, başka vagonda yer tutsun diye haber yolladılar her yere, olmadı büyük bir U dönüşü. Şimdi ülkücü görünümlü hadsizler tarafından, birileri arka kapılardan alınarak, o gün dik duran kişileri yani bizleri partiden atmaya ve ihraç etmeye çalışmaktadırlar. Ama bu bile beceremediler. Meclis üyesi olarak teknik açıdan partiden atmaya çalıştıkları bir meclis üyesinin eksiği, parti gurubunu mecliste düşeceği anlamına gelir ki, bunu dahi hesap edememektedirler. Yapmaya çalıştıkları ise düpedüz mensup oldukları partiye ihanettir. Bunu yaparken de korkularının arkasına gizlenerek kendileri yapamamış oldukları eylemi, zamanında Genel Başkana her türlü küfrü ve hakareti yapan daha okuma yazması olmayan bir kişiye dilekçe yazıp eline vererek disiplin kararı almakta, devamında da bu Genel Başkan buradayken ben bu partide siyaset yapmam diyen kriptoculara da disiplini işletmektedirler. Unutmasınlar ki satan yine satar… Bu tip insanlarla aynı havayı bile solumak tarafımızca züldür. Bunlar hiçbir zaman ülkücü olamadıkları gibi, her zaman birilerinin maşası olarak kalmaya da mahkumdurlar. Üzüldüğüm taraf ise kıymetli, değerli ve saygıdeğer kişilerin bile bu durumların içinde kendisini bulmasıdır. Ama susan dilsiz şeytandır. Maalesef onlar da sustukları için ömür boyu bu boyunduruğun altında kalmaya mahkumdurlar…

Az olsun bizim olsun kafasıyla; akıllı, zeki ve üretken insanların alerji yaptığı bu kişiler, ne dava adamı ne de ülkücü olabilmişlerdir. Tek bir kitap okumamış, tek bir akademik unvana sahip olamamış, tek bir sosyal yaşantısını sağlayamamış ve tek bir mesleğe sahip edinememiş, ortaokuldan bu yana hep aynı kitabı okumaktan başka bir kitap, görüş, bilgi, birikimi olamamış bazı insanlarla artık aynı çatı altında siyaset yapılamayacağı kaçınılmaz olmuştur. Suçluluk psikolojisi içinde olanlar her yazılanı her söyleneni kendi üzerine alınır ve bunun psikolojide yeri de açıktır. Mitomani hastalığı vardır tıpta, yani kendine kahramanlık hikayeleri üreten psikolojik rahatsızlığı olan kişilere denir. Bu kişilerin kim olduğu da kamuoyunun takdiridir.

Sosyal medya üzerinden kopyala yapıştır özlü sözlerle caka satarlar, ama iki kişiye üç kelime anlatamazlar. Çünkü yoktur bilgileri, kelime dağarcıkları yetersizdir. Hep kaçarlar, konuşamazlar, özgüven eksikliği vardır. Bu tür durumda olan kişilerin temsil kabiliyetleri acilen elinden alınmalıdır. Çünkü cehalet her zaman kaos yaratır.

Bu dava, kutlu ve okunmuş bir davadır. Zaman kaybına sebebiyet verecek durumumuz yoktur. Siyaset insan kazanmakla olur, gönül almakla olur. Ama maalesef birileri herkes gitsin aman kimse olmasın biz oynayalım çocuk havuzumuzda demektedir. Toplantı yok, istişare yok, ziyaret yok, davet yok, bayramlaşma yok, yok yok yok… Ne var; son 1 yılda yüzlerce istifa… Üzülüyorum, ama bunlara değil… Dava uğruna verilmiş Şehitlerimize, Başbuğumuza, Aksakallılarımıza, Gençlerimize, Güzel Niyetli Dava İnsanlarımıza üzülüyorum maalesef, içim yanıyor bu hale gelen siyaset güruhunu görünce…

Artık o bunu dedi, bu bunu beğendi, şu bununla görüldü gibi küçük işlerden uzaklaşıp ülke menfaati için hedefe doğru ilerleme vakti gelmiştir. Bu da karakter olarak belli bir aşamaya gelmiş, siyasi ve akademik olarak kendini yetiştirmiş, diksiyonu kuvvetli, dünya görüşü olan, bileği güçlü ve toplumu kucaklayıcı kişilerle olacaktır. Bizim silahımız; kalemimiz, bilgimiz ve yüreğimiz olmalıdır. Biz büyüklerimizden öğrendik ki, böyle önemli bir davanın kahvehane köşelerinden değil, bürokratik anlamda masa başında tartışılacağı ve hedefe ulaşacağı bilincindeyiz. Bilinmelidir ki, şahsi ikbal, makam, menfaat, mevki endişesi gibi durumlardan dolayı hakkı söylemekten çekinilmemelidir. İstişareden uzak kafalar bilmezler mi İslam’da ki istişarenin yeri ve önemini…

Son olarak diyorum ki “şakağımdaki kansa, o benim gülüşümdür; namert sürünmektense, dava adam gibi yürüyüşümdür…”

Tüm yukarı da yazdığım bilgiler ışığında maalesef Giresun İl Teşkilatında siyaset yapma alanı kalmamıştır. Bu nedenle mensubu olduğum Milliyetçi Hareket Partisinden istifa ederek, Belediye Meclis Üyeliği Görevimi BAĞIMSIZ Olarak Yapma Kararı Almaktayım.

Tüm Halkımıza Saygılarımı Sunarım…”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.